
Yabanı açtığımda içimden bir şey dedi: Tamam, hazır ol… devrimler, köylüler, ölümüne sıkıcı konular geliyor. Ama birkaç sayfa sonra fark ettim ki… bu sadece yüz yıl önceki Türkiye değil. Bu, insanların bugün bile nasıl insanlar olduğunu anlatıyor. Yaban bugün bile bize aynı şeyleri söylüyor, tıpkı yüz yıl önce olduğu gibi: 1. Aydın = internet yorumcusu O zaman Ahmet elinde günlüğüyle oturuyordu, şimdi biz elimizde telefonla oturuyoruz. Yorumlarda herkes uzman: “İyi iş nasıl seçilir”, “Nasıl düzgün insan olunur” — hepsi biliyor. Ama iş harekete gelince? Kimse koltuğundan kalkmıyor. 2. İdeallerle geçim derdi arasındaki savaş Yüz yıl önce: “Yeter ki hayatta kalalım.” Bugün: “Keşke kirayı ödeyip hayatımızı sürdürebilsek.” Düzenli bir hayat yoksa, büyük fikirlere sıra gelmiyor zaten. 3. “Ben farklıyım” yanılgısı Ahmet, köylülerden “daha iyi” olduğunu düşünüyordu. Bugün biz de öyleyiz: “Ben modernim, okuyorum, anlıyorum,” diyoruz. Ama elektriği, suyu, sıcak evi al elinden…Bir ay sonra herkes “sadece karnını doyurmak” için yaşamaya başlar. 4. Özgür irade Sen “nasıl daha iyi olur” biliyor olabilirsin… ama başkası adına yaşayamazsın. Bir insan kendi istemedikçe hiçbir şey değişmez. Bu arada bu işin tersi de geçerli: Senin hayatını da başkası değiştiremez. Senin yerine kimse yaşayamıyor bu hayatı.

























