100 лучших турецких романов
noctu
- 22 книги

Ваша оценка
Ваша оценка
Açıkçası tanımını okuyunca, bana biraz 'Aynı Yıldızın Altında', biraz Goethe, biraz Camus’nün 'Veba'sı ve biraz da 'Trainspotting' kafasında bir şey gibi geldi.
Yani yine bir dram bekliyordum: hastane ortamında acıdan, çirkinlikten falan bahsedip felsefe yapan tipik ağır bir hikâye.
Hadi önce, klasik simgeleri hızlıca bir gözden geçirelim — hani derslerde ilk anlatılanlar var ya
1. Otobiyografik Olması
Bu kitap sadece bir “edebî eser” değil, bayağı kişisel bir itiraf aslında.
İşin ironik yanı şu: başkaları acıyı hayal ederken, Peyami Safa gerçekten yaşıyordu.
Çünkü yazar da yıllarca kahramanına verdiği aynı hastalıkla uğraşmış.
2. Romanın Dili
Burada her şey sade ve güzel: kitap bir günlük formatında yazılmış. Anlatım tarzı — doğrudan ve dürüst.
Bir sayfada hayatın anlamını sorguluyor, öbür sayfada ise “taze kadavra”i anlatıyor.
(Hani zıt kelimelerin komikliğine kendi de şaşırmıştı ya — hatırladınız mı?)
3. En Önemlisi: Nüzhet’in Karakteri
Genelde Nüzhet bir umut, gençlik, sağlık sembolü olarak görülür.
FAKAT!
Bu nasıl “ışıklı aşk”mış, insanı hastalıktan çekip çıkaran ilham falan?
Cidden soruyorum: kitabı okudunuz mu siz? Bu karakter bildiğiniz narsist ve manipülatör!
Kahramandan yaşça büyük — onun ona aşık olduğunu fark etmemesi imkânsız.
İsterseniz kanıtları da sayayım:
– Sadece çocuk en zayıf hâlindeyken yanında.
– Şefkat vaat ediyor ama her sözünde, her hareketinde bir soğukluk, bir mesafe var.
– Güç vermek yerine şüphe aşılıyor: “Doktor Ragıp da beni istiyor…”
Erenköy’den sıkıldım, keşke Berlin’e gitsem…” (Oraya da nişanlısı götürmek istiyor zaten!)
Ve en can alıcısı: Fark etmediniz mi? Çocuk iyileşmeye başlar başlamaz, Nüzhet hikâyeden yok oluyor.
Hayatından da.
O aslında hastalığın bir uzantısı gibi.
Nüzhet, onun zayıflığından besleniyor — ve sonunda bir belirti gibi kayboluyor. Geçmiş bir semptom gibi.
Açıkçası ben bu kitabı önce “zavallı bir çocuğun acıklı hikâyesi” sanmıştım —
ama karşıma kısa, felsefi bir büyüme hikâyesi çıktı.